KENDİNDEN GEÇME VEYA ESRİME AMELİYESİ OLARAK; YAZMAK

 

Ali TİRİL

 

İyi ki yazı icad edilmiş. Yoksa içinde kaybolduğumuz şu koca kainattaki boşluğu neyle doldurabilecektik; söyler misiniz? Çoğuna göre yazmak, faydasız bir külfet veya gereksiz ve saçma bir eylem olabilir. Her şeyin çaresini yazmakta bulanlar içinse farklı bir keyfiyet arz ediyor yazmak. Böyleleri için yazmak, bir eylemden ziyade bir oluş veya bir hâl olmalı.

Hayatın boşluklarını yazıyla doldurmak… en azından ben, yazmayı ihtiyaç olarak algılayanlar için bundan başka bir alternatif düşünemiyorum. Düşünün bir kere! Hayatı, sizi kollarına almış dev bir ahtapot olarak hayal edin. Kaçma şansınız yok. Ahtapotun zehri içinize boşalırken ve siz yavaş yavaş ölmeye yüz tutarken yapmak istediğiniz son şey ne olurdu? Kendini kaybetmek, benliğini unutmak veya kendinden geçmek. Acıyı hafifletmenin tek çaresi benlikten ve şuurdan kurtulmak. Bunu yapmanın çeşitli yolları var -ki en yaygın olanı sarhoş olmak… Kendini bir davaya adama veya aşk da bunun yollarından biri. Bir yol daha var: yazmak... biteviye yazmak; hiç durmadan yazmak; yorulmadan bıkıp usanmadan yazmak… Çünkü kaçışların en güzelidir yazmak. İlk bakışta kendiyle daha iç içe olma, ya da kendi kendini deşme olarak algılayabilirsiniz yazmayı. Evet, gerçekten de ‘yazmak, insanın kendisiyle baş başa kalmasının diğer bir adıdır' diyebiliriz. Fakat bakışları benliğin farklı yönlerine yöneltme veya benliğin dizginlerini eline alıp onunla yepyeni seyahatlere çıkma, benlikle ve onun farkındalığından kaynaklanan sorunlarla ve acılarla başa çıkmanın bir diğer yolu olabilir pekala. Dikkatinizi benliğin ya da bilincin sorunlarına değil de ta kendisine yönelttiğiniz taktirde, ahtapotun kendisinden olmasa bile, bünyenize yavaş yavaş zerk ettiği zehrin acısından kurtulabilirsiniz pek âlâ. Her insanın yaşadığı dünya kendi içindedir ve o dünyayı değiştirmek de insanın elindedir.

Peki benliğin bizatihi kendisine yönelmek suretiyle acıları görmezden gelmek, sorunun veya acının kendisini giderir mi? Buna şu zaviyeden bakalım: Eğer yaşantılarımız ve tecrübelerimiz tamamen hislerimizden ibaret ve dış dünyadan bağımsız ise –ki ben öyle olduğuna inanlardanım- sahip olduğumuz ve deneyimlediğimiz duyguların yönünü ve mahiyetini değiştirmek suretiyle problemlerimizden, yaşadığımız sıkıntılardan ve acılarımızdan kurtulabiliriz. Yazmak ise biraz önce saydığım yollar arasında bunu mümkün kılan en zararsız ve makul yöntem... Bu biraz deve kuşunun başını kuma gömmesine benziyor ama… Kim demiş deve kuşları aptaldır diye?!!