US ATÖLYESİ DERGİSİ
SAYI 2
EDİTÖRDEN...
Şimdi pek de alçak gönüllü olmak istemiyorum. Atölyemizin ilk çıktısı beklediğimizden de öte bir ilgiyle karşılandı. Böylesi bir dergiyi var edip, okuyucuya ulaşmasını sağlayan herkese en içten teşekkürler. Eleştiriler almadık mı? Elbette aldık; tasarımıyla, düzeltisiyle ve de içeriğiyle ilgili olmak üzere çeşitli eleştirileri doğrudan okuyucudan ya da dağıtımı üstlenenlerden dolaylı olarak işittik. Ne var ki, bize gelen her eleştirinin önünde övgü sözleri de hiç eksik olmadı. Eleştirilerin üzerinde yoğunlaştığı noktalar dergimiz üzerinde biçimlendirici rol oynayacak, bunun yanısıra söz konusu eksiklikler ya da kusurlar ilerki sayılarda gitgide azalacak ve dergimiz de nihayetinde hem siz okuyucuların hem de bizlerin başından beri arzulamış olduğu, kütüphanelerde her sayısı saklanacak dergi niteliğine bürünecektir. Entelektüel bir çaba içersinde olup da, istencimizi de tam olarak kavramış bazı çalışkan ve paylaşımcı okuyucularımızdan elimize henüz çok yeni olmamıza rağmen yazılar gelmeye başladı. Gelen bu yazılarda Anadolu'da ikamet eden okuyucuların terazide ağır basması ise, sevincimizi daha da artıran ve dağıtım politikasını belirlerken doğru kararlar almış olduğumuzu kanıtlayan bir unsurdu. Bu sayıda da Ankara'dan Umut Karagöz'ün göndermiş olduğu “Aydınlanma-Öteki-Akıl” adlı yazısını göreceksiniz. Geçen ay, “aydınlanma” kavramı üzerine düşünsel yolculuğumuz sürecek demiştim, Umut'a da bu yolculuğumuza bizzat katıldığı için teşekkür ederiz. Daha önce de dile getirdiğim gibi, felsefe ve sanatın her dalına ilişkin yazılarınızı Us Atölyesi vasıtasıyla kitlelerle paylaşmak istiyorsanız, bize e-mail yoluyla ulaşmanız yeterlidir. İmkanımız elverdiğince bu yazılar dergimizi renklendirecektir. Nisan ayı içersinde yapmış olduğumuz modernite konulu açık oturumumuza katılım oldukça yüksekti. Hem bu vesileyle bazı okuyucularımızla tanışma fırsatımız da oldu. Felsefe tarihi seminerleri dışındaki bu tarz toplantılar her ay düzenlenecektir. Bunların duyurusunu dergimizde göreceksiniz. Bu toplantıların yanısıra, bu aydan itibaren yeni bir uygulama da başlattık. Bundan böyle hemen hemen her cuma Khalkedon kitapevinde burada yayınlanmış olan yazıları okuyucularımızla birlikte tartışıcağız. Bununla ilgili ayrıntılı programı da dergimizde bulacaksınız. Gelelim dergimizin içeriğine; yazı havuzumuzun doluluğu arttıkça, biz de hangi yazıların hangi ay yayınlanacağına karar verme noktasında zorlanıyoruz. Sayfa sayısını arttırarak bu sorunu geçici olarak çözmek önemli hedeflerimiz arasında. Bu bağlamda bizi maddi yönden verdikleri reklamlarla destekleyen kuruluşlara da ayrıca teşekkür ederiz. Sınav zamanına denk gelmesine rağmen, dağıtım gibi zor bir işin altından alnının akıyla çıkan Volkan Çelebi ilk sayıda olduğu gibi bu sayıda da matematiği irdeliyor; fakat bu sefer daha üstten, daha felsefi bir bakışla. Felsefe tarihi seminerlerindeki parlak uslamlamalarıyla eğitmenleri şaşkınlığa uğratan Ayşın Obruk ise Platon ve Yeni- Platonculuk hakkında ana hatları öne çıkaran bir çalışmasıyla karşımızda. İlk sayıda dergiyi eline alıp da, sayfalarını hızla çevirenlerin ister istemez takıldığı Bülent Berksan'ın çalışmasının bu ay da fenomenolojiyi masaya yatıran kısmını inceleme fırsatını elde etmekteyiz. Ünlü Fransız besteci Debussy tamamlayabildiği tek operası olan Pelléas et Mélisande 'deyi yazarken, Edgar Allan Poe'nun Usher Evi'nin Çöküşü'ndeki kötü yazgılı karakterlerini düşünmekten kendini alamadığını söyler. Daha fazlasını ise Dila Altındiş hem Poe'nun söz konusu öyküsü üzerine bir inceleme yazısı çevirdiği hem de yazar hakkında Poe'ya aşina olmayan okuyucuları bilgilendirip, öyküyü ve yazarı açımladığı çalışmasında söylemektedir. İlk sayıda yarım kalan çeviriler bu sayıda kaldıkları yerden devam etmektedir. Benim söyleyeceklerim şimdilik bundan ibaret, gelecek ay daha farklı sürprizlerle karşılaşacaksınız. Hoşçakalın.
|
|
||||||||