OKUR MEKTUBU (1)

 

Selamlar ben derginizle yeni tanışmış bir üniversiteliyim. Derginizi ilk elime aldığımda bana biraz uzak gördüm.Fakat sayfalar arasına dalınca kendimden, hayattan ve güncelden  parçalar bulunca oldukça sevindim.özelliklede "Tüyap ya da Eziyet" başlıklı yazıdan oldukça fazla memnun oldum.Ben şuan 2.sınıftayım ve istanbul' a geleli de iki sene oldu.Bu iki senede de Tüyap' a gittim ve her defasında da oldukça fazla kitap alıyorum. Bir tarih öğrencisi olduğum için buna da ihtiyacım var. Ama yazıda da vurgulandığı gibi Tüyap'ın oldukça fazla zorlukları mevcut. Bunların başında, yazıda da vurgulandığı gibi ulaşım geliyor.inanırsanız bu sene ben Tüyap'tan Çamlıca'ya  yaklaşık 3 saatte geldim.eziyet ki hem de nasıl bir eziyet. İETT'yi beklemek bir yandan, trafik bir yandan ... birde aldığım kitapların yazarları oldukça fazla popüler olmalarına rağmen  kendileriyle bir iletişimim maalesef olmadı. ben bu konuda yayın evleri kadar yazarları da sorumlu tutuyorum.Bence, yazar hayata dair bir şeyler yazmak istiyorlarsa kendilerini halktan bu kadar soyutlamamalılardır.son olarak değinmek istediğim nokta ise; benim bildiğim kadarıyla fuarlar, özellikle de kitap fuarları halkı fiyat yönünden cazip gelmelidir. Ama Tüyap maalesef böyle değil.
kısacası tüyap eziyet çektiğimiz kadar bir de cazip olsa! Bu konunun derginizde daha geniş bir şekilde işlenilerek  biz  öğrencilerin mağduriyetlerinin giderilmesi dileğiyle

Şener Açıl

 


 

OKUR MEKTUBU (2)

 

Sayın Us Atölyesi dergisi Yöneticileri

Bir dergiyi yaşatmanın ne kadar güç az çok bildiğimden, önce bu fedakarane ve azimli çalışmanızdan dolayı sizi kutlarım. Sayın Aytaç Timur'u bir hasta olarak 3 seneye yakındır tanırım. Ama birkaç gün önce bambaşka bir Aytaç Timur tanıdım. Gerçi kısa süreli, ayak üstü konuşmalarda Aytaç Timur'un farklı bir kişi olduğu anlaşılıyordu ama, böyle aydınlatıcı bir çalışmanın içinde olduğu hiç aklıma gelmemişti. Altmış yaşına yaklaşmış birisi olarak, bu tür çalışmaların hep akademik seviyede olduğunu, geri kalan genç neslin bir kısmının keyiflerince yaşamağa çalıştığını, diğerlerinin de haklı veya haksız para kazanma peşinde olduğunu sanıyordum. Sn. Aytaç Timur'un verdiği Ocak 2005 tarihli dergiyi bir solukta okudum. Beni utandırdınız. Bunun için öyle sevinçliyim ki, “ahir ömrümde” beni sevince boğdunuz. Sağ olun.

Dergiyi okuduktan sonra, hemen sn. Aytaç Timur'un yanına gittim ve dergide çıkan Gazali hakkındaki yazıya ilişkin görüşlerimi belirttim. Derginin her türlü görüş ve öneriye açık olduğunu söyledi. Bundan cesaret alarak, Öztürkçe yoğunluklu yazılarda henüz tam anlamıyla kullanıma girmemiş sözcüklerin, bugünkü anlamlarının parantez içinde veya yazı altında gösterilmesinin benim yaşımdaki insanlar için yararlı olabileceğini belirttim. “Eleştirinizi yazabilirsiniz.” dedi. “Eleştiri” kelimesi yanlış anlaşılabilir diye beklentilerimi söylemek istiyorum. Bu dergiyi okuyacak kimsenin Wittgenstein'ı bilecek düzeyde olması aranabilir. Ama benim için, İslam kültürünü bir oryantalist bakış açısıyla değil de, kendi kültürünün değerleriyle irdelemeye çalışan, İslam ülkelerinin geri niçin bilim ve teknolojide geri kaldığı hakkında acizane değerlendirme yapan biri için adı geçen düşünürün tanınmasının biraz rastlantıya bağlı olduğunu söylemek isterim. Bu tür yazı ve röportajlarda konu olan hakkında, başta kısaca bilgi verilmesinin, benim gibilere yardımcı olacağını sanıyorum.

Sizleri övmeye ne sözler, ne sayfalar yeter. Sağ olun, var olun.

C: NAHİT DİLBEN